
Gazze'de Şifa Umudu: Hastane Yeniden Ayağa Kalkıyor!
Gazze'de yaşanan insanlık dramı, İsrail'in acımasız saldırılarıyla daha da derinleşiyor. Yıllardır süren işgal ve saldırılar, sadece masum sivillerin hayatını değil, aynı zamanda Gazze'nin sağlık sistemini de hedef alıyor. Hastaneler, ambulanslar ve sağlık çalışanları dahi bu saldırılardan nasibini alarak, Gazze halkının temel yaşama hakkı elinden alınıyor. Bu zorlu koşullarda, Gazze'nin en büyük sağlık merkezi olan Şifa Tıp Kompleksi, yeniden ayağa kalkma mücadelesi veriyor.
Şifa Hastanesi Yeniden Hizmette
Şifa Hastanesi Müdürü Muhammed Ebu Selmiyye, hastanenin yaşadığı zorlukları ve yeniden yapılanma sürecini Yeni Şafak'a anlattı. Kasım 2023'te hastanenin kuşatıldığını ve Nisan 2024'teki ikinci saldırının hastaneyi büyük ölçüde hizmet dışı bıraktığını belirten Ebu Selmiyye, Ocak 2025'teki ateşkesin ardından onarımların hızlandığını ve yaklaşık 300 yatağın yeniden hizmete girdiğini müjdeledi. Ameliyathaneler, böbrek yıkama, acil servis ve endoskopi bölümleri de yeniden faaliyete geçti.
Ebu Selmiyye, "Kuzey Gazze'deki diğer hastaneler tamamen yıkıldığı için Şifa, bölgedeki sağlık hizmetlerinin merkezini oluşturuyor; bu nedenle kampüsümüzde çadır hastaneler de kuruyoruz. Ateşkes olmasına rağmen her gün hastaneye yaralılar geliyor, durum çok kötü" ifadelerini kullandı. Bu durum, Şifa Hastanesi'nin Gazze halkı için ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sağlık Çalışanları Hedefte
Şifa Hastanesi'nin yaşadığı zorluklar sadece fiziki hasarla sınırlı değil. Hastanenin kapasitesinin 700 yataktan 300'e düştüğünü, ameliyathane sayısının 22'den 8'e indiğini ve birçok tıbbi cihazın kaybolduğunu belirten Ebu Selmiyye, Gazze'de bin 700'den fazla sağlık çalışanının öldürüldüğünü ve Şifa Hastanesi'nden yaklaşık 250 sağlık çalışanının şehit olduğunu vurguladı. Ayrıca, 350 sağlık çalışanının hala İsrail tarafından gözaltında tutulduğunu ve bunlar arasında hastanenin birçok bölüm başkanının da bulunduğunu sözlerine ekledi.
Ebu Selmiyye, Kasım 2023'teki hastane kuşatması sırasında yaşadığı dehşet verici anları ve tutukluluk sürecini şöyle anlattı: "10 gün boyunca hastanede mahsur kaldım ve en son hastaya kadar görevimi sürdürdüm. Daha sonra Uluslararası Kızılhaç ve Dünya Sağlık Örgütü aracılığıyla yaralıları Avrupa Gazze Hastanesi’ne taşımak üzere konvoyla çıkartıldık. Ancak Netzarim kontrol noktasında gözaltına alındık. Gözlerimiz bağlandı, ellerimiz ve ayaklarımız bağlandı, ağır darplara ve işkenceye maruz kaldık. Ardından Şin Bet sorgu merkezine götürüldük. Burada dövülme, hakaret, uykusuz bırakılma, yiyecek ve içecekten mahrum bırakılma gibi ağır psikolojik ve fiziksel işkenceler gördük. Sonrasında Ofer ve Nafha hapishanelerine nakledildik, ellerimiz ve kaburgalarımız kırıldı, kafamız yaralandı. 17 ay sonra serbest bırakıldım, ancak Dr. Hüssam Ebu Safiya hala gözaltında."
Bu yaşananlar, Gazze'deki sağlık çalışanlarının ne denli zor koşullarda görev yaptığını ve insanlık dışı muamelelere maruz kaldığını açıkça gösteriyor.
Umut Tükenmiyor
Tüm bu zorluklara rağmen, Şifa Hastanesi çalışanları umutlarını kaybetmiyor. Ebu Selmiyye, "Aileler ve çocuklar hastaneden çıkarken nereye gideceklerini bilemiyorlardı. Ben hastanede kalmayı tercih ettim. Yoğun bakımda hastalar gözlerimizin önünde yaşamını yitiriyordu, bebekler yeterli gıdaya ulaşamıyordu. Yaklaşık bir ay önce evim bombalandı, kardeşim, çocukları, yeğenim ve aile fertleri şehit oldu. Neyse ki biz evden çıkmıştık ve hayatta kaldık. Tüm bu yaşananlar, sağlık çalışanlarının kişisel kayıplarına rağmen görevlerini sürdürme kararlılığını gösteriyor. Gazze'deki sağlık ekiplerinin direnci ve fedakarlığı, gözlerimizin önünde gerçekleşen trajedinin en somut örneği. Bizler ne olursa olsun can kurtarmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Şifa Hastanesi'nin yeniden hizmete girmesi, Gazze halkı için bir umut ışığı olsa da, hastanenin tam kapasiteyle çalışabilmesi için büyük miktarda kaynak ve uluslararası desteğe ihtiyaç duyuluyor. Gazze'deki sağlık sisteminin yeniden ayağa kalkması ve sağlık çalışanlarının güvenli bir şekilde görev yapabilmesi için uluslararası toplumun harekete geçmesi ve somut adımlar atması gerekiyor. Unutmayalım ki, Gazze'de yaşanan insanlık dramına sessiz kalmak, suça ortak olmaktır.









